Bugün yapay zeka sistemleri yalnızca teknoloji şirketlerinin değil; girişimlerin, e-ticaret platformlarının, insan kaynakları ekiplerinin, sağlık sektörünün, finans yapılarının ve hatta günlük operasyon yürüten birçok şirketin karar mekanizmalarına doğrudan dahil olmuş durumda.
Ancak yapay zeka sistemlerinin en kritik yapı taşı olan kişisel veriler bakımından, birçok kurumun halen sistematik ve sürdürülebilir bir hukuki yönetişim modeli oluşturmadan ilerlediği görülebilmektedir.
Bu durum yalnızca bir “uyum eksikliği” olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü yapay zeka sistemlerinde verinin hangi hukuki dayanakla toplandığı, nasıl işlendiği, ne ölçüde kullanıldığı, hangi riskleri doğurduğu ve karar süreçlerini nasıl etkilediği; artık doğrudan denetim, yaptırım, güven ve kurumsal sorumluluk başlığı altında ele alınmaktadır.
Özellikle yapay zeka sistemlerinin veri ile kurduğu ilişkinin, daha tasarım aşamasında hukuki çerçeveye oturtulmaması;
- idari para cezaları,
- denetim ve yaptırım süreçleri,
- veri ihlali riskleri,
- ayrımcılık iddiaları,
- ticari güven kaybı,
- marka itibarı zedelenmesi ve uzun vadede sürdürülebilirlik sorunları doğurabilmektedir.
Türkiye’de Kişisel Verileri Koruma Kurumu yaklaşımı ve KVKK çerçevesi dikkate alındığında, yapay zeka temelli veri işleme faaliyetlerinde özellikle şu temel prensiplerin göz ardı edilmemesi gerekir:
• Yapay zeka sistemleri, “önce geliştir sonra uyarla” yaklaşımıyla değil; tasarımdan itibaren veri koruma ilkesine uygun şekilde kurgulanmalıdır. Her proje için ayrı bir veri yönetişimi ve uyum modeli oluşturulmalıdır.
• Veri işleme faaliyetleri; hukuka uygunluk, dürüstlük, ölçülülük, şeffaflık, hesap verebilirlik, veri minimizasyonu ve veri güvenliği ilkeleri çerçevesinde yürütülmelidir. Amaçsız, sınırsız ve kontrolsüz veri kullanımı artık ciddi bir hukuki risk alanıdır.
• Yapay zeka sistemlerinin bireyler üzerindeki etkisi yalnızca teknik performans açısından değil; temel hak ve özgürlükler bakımından da değerlendirilmelidir. İlgili kişinin süreç üzerindeki kontrol imkanının tamamen ortadan kalktığı sistemler yüksek risk doğurabilir.
• Özellikle yüksek riskli veri işleme faaliyetlerinde mahremiyet etki değerlendirmesi yapılması kritik hale gelmektedir. Çünkü birçok durumda sorun, veri ihlali gerçekleştikten sonra değil; risk hiç analiz edilmeden sistemin devreye alınmasıyla başlamaktadır.
• Özel nitelikli kişisel verilerin işlendiği yapay zeka sistemlerinde teknik ve idari tedbirler çok daha sıkı uygulanmalıdır. Sağlık verileri, biyometrik veriler veya hassas kullanıcı profilleri standart veri işleme yaklaşımıyla yönetilemez.
• Aynı sonuca kişisel veri kullanmadan ulaşılabiliyorsa; anonimleştirme ve veri minimizasyonu yöntemleri öncelikli olarak değerlendirilmelidir. “Veri toplayabiliyor olmak”, her durumda veri toplanabileceği anlamına gelmemektedir.
• Yapay zeka sistemlerinde ortaya çıkabilecek ayrımcılık, önyargı ve otomatik karar riskleri yalnızca etik bir tartışma değildir; doğrudan hukuki sorumluluk alanına dönüşebilmektedir.
• Sistemlerin tüm yaşam döngüsü boyunca hesap verebilir olması gerekir. Bir algoritmanın nasıl çalıştığının hiçbir şekilde açıklanamadığı yapıların hukuki açıdan ciddi tartışmalar doğurması kaçınılmaz hale gelmektedir.
• Karar alma süreçlerinde insan müdahalesinin tamamen dışlandığı sistemler bakımından ayrıca dikkatli olunmalıdır. Bireyin, yapay zeka çıktısını sorgulayabilmesi ve insan değerlendirmesi talep edebilmesi önem taşımaktadır.
Bugün veri hukuku ve yapay zeka hukuku, yalnızca yerel mevzuatla sınırlı değerlendirilen alanlar olmaktan çıkmıştır. Şirketler yalnızca Türkiye’de faaliyet gösteriyor olsa dahi; veri hukuku ve yapay zeka alanındaki küresel regülasyon eğilimleri, sınır ötesi veri akışları, uluslararası standartlar ve etik ilkelerle uyumlu bir yönetişim modeli oluşturmadıkları takdirde, ilerleyen süreçte ciddi uyum ve güven riskleriyle karşı karşıya kalabilmektedir.
Nitekim Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından da; tasarım süreçlerinde kişisel veri mahremiyetini esas alan, ulusal ve uluslararası düzenlemelerle uyumlu bir yaklaşım benimsenmesinin önemine özellikle dikkat çekilmektedir.
Yapay zeka sistemlerinde asıl mesele artık yalnızca “ne üretildiği” değil; o sistemin hangi veri mantığıyla, hangi hukuki zeminde ve hangi sorumluluk rejimi içerisinde çalıştığıdır.
İşbu yazı sadece genel bilgilendirme amacı ile hazırlanmış olup, bu yazı içerisinde yer alan değerlendirmeler hukuki tavsiye ya da hukuki görüş niteliği teşkil etmemektedir. Yazı kapsamındaki soru ve sorunlarınız bakımından hukuki danışman görüşü alınması tavsiye edilir. İşbu yazı içeriğinden dolayı herhangi bir şekilde MT Legal Hukuk Ofisine sorumluluk tahmili mümkün değildir.